TCL Klima Satış Sonrası Hizmetler Yöneticisi Eyüp Acar: “VRF pazarında farkı satış sonrası hizmetler yaratıyor”

HVAC 360 Haber Portalı olarak, TCL Klima Satış Sonrası Hizmetler Yöneticisi Eyüp Acar ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide; VRF pazarında markaları farklılaştıran unsurları, TCL’nin projelerde uyguladığı saha takip ve denetim süreçlerini, montaj firmaları ve yetkili servislere yönelik eğitim çalışmalarını, ürün gamının öne çıkan teknolojik özelliklerini ve küresel AR-GE altyapısını konuştuk. Keyifli okumalar…

VRF pazarında markaları birbirinden ayıran en önemli unsurlar sizce neler? TCL bu alanda nasıl farklılaşıyor?

Türkiye klima pazarında VRF ürün grubunda 30’u aşkın marka faaliyet gösteriyor. Ancak bu markaların tamamı kendi ürününü üretmiyor, sektörde OEM üretim modeli de yaygın olarak kullanılıyor. Bu nedenle kullanılan teknolojiler ve ürünler arasındaki teknik farklar zaman içinde giderek azalıyor. Bu noktada markaları birbirinden ayıran en önemli unsur satış sonrası hizmetlerin kalitesi oluyor. Güçlü bir servis ağı, sürekli eğitimlerle uzmanlaşan teknisyen kadrosu ve hazır yedek parça stoku müşteri memnuniyeti açısından temel gereksinimler arasında yer alıyor. Özetle, VRF pazarında farkı satış sonrası hizmetlerin yarattığını söyleyebiliriz. Bunun yanında VRF sistemlerinde sahadaki uygulamanın ve yapılan imalatın denetlenmesi de kritik önem taşıyor. TCL olarak farklı proje ihtiyaçlarına uygun VRF ürünlerimizin kalitesi ve teknolojik özelliklerinin yanı sıra bizi bu alanda farklılaştıran unsurlardan biri de şantiyelerde uyguladığımız titiz ve periyodik denetimlerdir.

Şantiye denetimi VRF sistemlerinde neden bu kadar önemli bir konu?

VRF sistemleri ağırlıklı olarak henüz yaşamın başlamadığı şantiye ortamlarında kuruluyor ve tesisin ya da konutun kullanıma açılmasına yakın bir dönemde işletmeye alınıyor. Yapının tipine ve kullanım amacına bağlı olarak bu süreç birkaç haftadan birkaç yıla kadar uzayabiliyor. Bu süreçte klima montajının yanında drenaj, elektrik, kanal ve menfez gibi klima sistemiyle entegre çalışan farklı disiplinlerin imalatları da eş zamanlı olarak yürütülüyor. Bu süreçte ürün kalitesi tek başına yeterli olmayabiliyor. Nitelikli bir montaj ve doğru denetim süreçleri sistemin uzun yıllar sorunsuz çalışmasına katkı sağlarken, iyi olarak nitelendirilen bir ürün dahi yetersiz veya hatalı uygulama nedeniyle sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle şantiyelerin periyodik olarak denetlenmesi ve takip edilmesi büyük önem taşıyor.

TCL’de VRF projelerinin saha takip ve denetim süreci nasıl ilerliyor?

TCL olarak bilgi, ekip ve ekipman kalitesine güvendiğimiz profesyonel montaj firmalarıyla çalışıyoruz. Bununla birlikte “güven, kontrole engel değildir” anlayışını benimsiyoruz. Bir şantiyenin satışı tamamlandığı andan itibaren koordinasyon sürecini başlatıyoruz. İlgili disiplinlerin yetkilileriyle iletişime geçerek süreci birlikte takip ediyoruz. Şantiyenin ölçeğine bağlı olarak en az üç kez saha kontrolü gerçekleştiriyoruz. Büyük ölçekli projelerde ise ihtiyaç doğrultusunda herhangi bir üst sınır koymadan saha kontrollerini sürdürüyoruz.

Saha denetimlerinde hangi noktaları kontrol ediyor ve tespit edilen eksikleri nasıl takip ediyorsunuz?

Saha denetimlerinde personel, ekipman, proje uygunluğu, bakır borulama, iç ve dış ünite montajları, drenaj tesisatı, kanal ve menfez uygulamaları ile elektrik ve sinyal kablolaması gibi çok sayıda unsuru detaylı şekilde inceliyoruz. Projenin elektrik, mekanik ve inşaat yetkilileriyle koordineli denetimler gerçekleştiriliyor. Klima sisteminin çalışmasını etkileyebilecek elektrik, mekanik ve inşaat uygulamalarında bir hata tespit edildiğinde, ilgili proje ekibini bilgilendiriyor ve gerekli düzeltmelerin yapılmasını takip ediyoruz. Saha kontrollerimizi yaklaşık 70 maddeden oluşan Şantiye Kontrol Formu üzerinden sistematik şekilde yürütüyoruz. Denetim sırasında tespit ettiğimiz eksikleri kayıt altına alıyor, ilgili ekiplerle paylaşıyor ve bir sonraki saha ziyaretinde gerekli düzeltmelerin yapılıp yapılmadığını yeniden kontrol ediyoruz. Böylece denetimi proje boyunca devam eden bir takip süreci olarak ele alıyoruz.

Saha kontrolleri tamamlandıktan sonra sistemi nasıl devreye alıyorsunuz? TCL için devreye alma süreci neden ayrı bir kalite kontrol aşaması olarak değerlendiriliyor?

Sahadaki kurulumların tamamlanmasının ardından yetkili klima servisimiz yaklaşık 30 maddelik Devreye Alma Öncesi Kontrol Formu üzerinden gerekli kontrolleri gerçekleştiriyor ve ilgili birimlerimize devreye alma talebini iletiyor. Bu talebin ardından devreye alma programı planlanıyor. Devreye alma aşamasında sistem bir kez daha son kontrollerden geçiriliyor. Herhangi bir uygunsuzluk bulunmaması halinde cihazları çalıştırmaya başlıyoruz ve çalışma verilerini kayıt altına alıyoruz. Sürece ilişkin resmi formları da merkezde dosyalayarak saklıyoruz. Bu süreçler sayesinde proje boyunca yapılan kontroller yalnızca sahada kalmıyor, kayıt altına alınan, takip edilen ve devreye alma aşamasına kadar sürdürülen sistematik bir kalite kontrol sürecine dönüşüyor.

Sahadaki başarının en önemli ayaklarından biri de birlikte çalıştığınız montaj firmaları ve yetkili servisler. Bu partnerlerinize yönelik sürekli akademi veya saha uygulama eğitimleri düzenliyor musunuz?

TCL olarak VRF ürün pazarına Şubat 2026 itibarıyla iddialı bir giriş yaptık. Sahadaki hizmet ve imalat kalitesinin doğrudan nitelikli insan kaynağına ve doğru bilgiye dayandığının bilincindeyiz. Bu doğrultuda, pazara sunduğumuz yenilikçi teknolojilerin sahadaki uygulamalara kusursuz bir şekilde yansıması için teknik servis ve merkez eğitimlerimize büyük önem veriyoruz. Yetkili servislerimize ve iş ortaklarımıza verdiğimiz teorik ve pratik merkez eğitimlerinin yanı sıra, sürdürülebilir nitelikli iş gücü ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, pilot olarak belirlediğimiz birkaç bölgemizde; TMMOB Makina Mühendisleri Odası, meslek yüksekokulları ve teknik Anadolu liseleri ile yakın iş birlikleri ve koordinasyon içerisinde hareket ediyoruz. Böylelikle hem mevcut teknik kadroların uzmanlaşmasını sağlıyor hem de iklimlendirme sektörünün geleceği olan genç teknisyenlerin VRF teknolojileri konusunda güncel bilgilerle yetişmesine katkıda bulunuyoruz. Bu bütünsel eğitim ve iş birliği yaklaşımımız sayesinde sahadaki uygulama standartlarımızı her geçen gün daha yüksek bir seviyeye taşıyoruz.

Saha ve denetim kalitenizden detaylıca bahsettik. Peki, bu güçlü saha altyapısının arkasındaki TCL VRF ürünlerinin öne çıkan teknolojik avantajları nelerdir? Türkiye’de satışta olan başlıca ürünleriniz hangileri?

TCL TMV serisi VRF sistemlerimizi, zorlu iklim koşullarında yüksek performans sunacak şekilde tasarladık. Sistemlerimiz -30 °C’ye kadar ısıtma, +56 °C’ye kadar ise soğutma yapabiliyor. Tek bir dış ünitede 90 kW kapasiteye ulaşabiliyoruz; dört ünitenin kombinasyonuyla bu kapasiteyi toplam 360 kW’a kadar çıkarabiliyoruz. Bakır borulama limitlerimiz de sektörün en yüksek seviyeleri arasında yer alıyor. Sistemlerimizde teknolojik açıdan öne çıkan bir diğer özellik ise akıllı defrost sistemi. Bu teknoloji sayesinde geleneksel yöntemle çalışan VRF sistemlerine kıyasla defrost süresi kısalıyor ve kullanıcı konforu artıyor. Ayrıca TCL VRF sistemleri, ürünlerin performans ve enerji verimliliği değerlerinin bağımsız olarak test edilip belgelendirildiği Eurovent sertifikasına sahip. Türkiye’de de oldukça geniş bir ürün gamı sunuyoruz. Kaset tipi, kanallı tip, yer/tavan tipi ve duvar tipi iç ünitelerin yanı sıra 9 kW’tan 90 kW’a kadar farklı kapasitelerde dış ünitelerin satışını gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda yüksek stok seviyemiz sayesinde projelerin ihtiyaçlarına hızlı şekilde yanıt verebiliyoruz.

Sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm tüm dünyada olduğu gibi iklimlendirme sektöründe de en önemli gündem maddesi. TCL, yüksek verimliliğe sahip VRF sistemleriyle ticari binaların karbon ayak izini azaltmaya nasıl katkıda bulunuyor?

Kendi fabrikalarımızda ürettiğimiz VRF sistemlerinin kalitesine ve enerji verimliliğine büyük önem veriyoruz. Yüksek sezonsal verimlilik sunan TCL VRF sistemleri, çevre dostu R410A soğutucu akışkan kullanarak ticari binaların enerji tüketimini azaltırken karbon ayak izinin düşürülmesine de katkı sağlıyor. Kısacası, enerji verimliliğinin TCL VRF sistemlerinin geliştirilmesindeki en önemli önceliklerden biri olduğunu söyleyebilirim.

Son olarak, TCL’in iklimlendirme alanında nasıl bir küresel üretim ve AR-GE altyapısına sahip olduğunu öğrenebilir miyiz?

TCL, 160’tan fazla pazarda faaliyet gösteren küresel bir teknoloji markası. İklimlendirme alanında ise 20 yılı aşkın süredir kesintisiz bir gelişim, araştırma, akıllı üretim ve teknoloji yatırımı yapıyoruz. Biz iklimlendirmeyi sadece mekanik bir iklimlendirme cihazı olarak görmüyoruz; akıllı üretim, bağlantılı teknolojiler, yapay zekâ destekli enerji yönetimi ve kullanıcı odaklı tasarımın birleşimi olarak görüyoruz. Bu gücümüzün en somut örneklerinden biri Çin’in Vuhan şehrinde bulunan Klima Endüstri Parkımızdır. Bu devasa tesisimiz; gelişmiş araştırma laboratuvarlarını, otomasyonlu üretimi, tedarik zinciri yönetimini, akıllı lojistiği ve hatta güneş enerjisi bazlı sürdürülebilir enerji yönetim sistemlerini tek çatı altında topluyor. Birden fazla üretim tesisini kapsayan küresel klima üretim ağımız sayesinde Türkiye de dahil dünya genelindeki tüm pazarlara yüksek standartlarda iklimlendirme çözümleri tedarik edebiliyoruz.

E-Bülten Kayıt