Treemec’in kuruluş hikâyesini ve bugün geldiği noktayı bizimle paylaşır mısınız?
Treemec’i kurarken temel amacımız yalnızca ürün satmak değildi. Biz, müşterilerimizin projelerine gerçek anlamda mühendislik değeri katabilen, güvenilir, hızlı ve çözüm odaklı bir yapı kurmak istedik. İklimlendirme sektöründe ürün tedariki elbette çok önemli; ancak doğru ürünün doğru projeye, doğru mühendislik yaklaşımıyla uygulanması çok daha kritik. Treemec’in çıkış noktası tam olarak buydu.
Bugün geldiğimiz noktada Türkiye merkezli yapımızın yanında Hollanda ve Gürcistan’daki organizasyonlarımızla uluslararası bir yapıya dönüşmüş durumdayız.
Bu bizim için sadece coğrafi bir genişleme değil, aynı zamanda bakış açımızın da genişlemesi anlamına geliyor. Türkiye’de kazandığımız mühendislik tecrübesini Avrupa, Kafkasya ve çevre pazarlara taşıyoruz.
Sağlık kampüsleri, havalimanları, lojistik merkezleri, endüstriyel tesisler, oteller ve büyük ölçekli ticari yapılarda önemli projelerde yer alıyoruz. Bizim için her proje, sadece bir satış fırsatı değil; uzun vadeli güven ilişkisi kurma fırsatıdır. Treemec’in bugünkü konumunun temelinde de bu yaklaşım var: teknik doğruluk, hızlı reaksiyon, dürüst ticaret ve sürdürülebilir iş ortaklıkları.
Partner markalarınızı seçerken hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz?
Partner marka seçimi bizim için stratejik bir konu. Çünkü müşterilerimize önerdiğimiz her ürünün arkasında Treemec imzası da yer alıyor. Bu nedenle yalnızca fiyat avantajı olan markalarla değil; kalite, mühendislik altyapısı, sertifikasyon, üretim disiplini ve satış sonrası destek gücü olan markalarla çalışmayı tercih ediyoruz.
Bir markayı portföyümüze alırken ürünün performansına, enerji verimliliğine, belgelendirme yapısına, teslim sürelerine ve üreticinin uzun vadeli iş birliğine bakıyoruz. Bizim için önemli olan, sadece bugünkü projeyi çözmek değil; aynı marka ile yıllar içinde sağlıklı bir büyüme zemini oluşturabilmektir.
Temsil ettiğimiz markalarda aradığımız bir diğer önemli özellik de esneklik ve mühendislik kabiliyetidir. Her proje standart değildir. Bazen özel ölçü, özel çözüm, özel sertifika veya sahaya uygun farklı bir yaklaşım gerekir. Bu noktada üreticinin teknik ekibiyle aynı dili konuşabilmek ve müşteriye hızlı cevap verebilmek büyük avantaj sağlar. Treemec olarak marka portföyümüzü bu anlayışla oluşturuyoruz.
Treemec markalı ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz ?
Treemec markalı ürünler bizim için önemli bir gelişim alanı. Bugüne kadar sahada edindiğimiz tecrübeler, müşterilerimizin beklentileri ve projelerde karşılaştığımız ihtiyaçlar bize çok değerli bir bilgi birikimi sağladı. Bu birikimi kendi markalı ürünlerimize yansıtmak istiyoruz.
Treemec markalı ürünlerde temel hedefimiz; yüksek kaliteyi, ulaşılabilir maliyetlerle ve güçlü teknik destekle bir araya getirmek. Ürün geliştirme süreçlerinde enerji verimliliği, uzun ömürlü kullanım, kolay bakım, servis edilebilirlik ve saha koşullarına uygunluk gibi kriterleri ön planda tutuyoruz.
Kendi markalı ürünlerimizi sadece ticari bir büyüme aracı olarak görmüyoruz. Bu aynı zamanda Treemec’in mühendislik kimliğinin güçlenmesi anlamına geliyor. Uzun vadede kendi ürün gruplarımızı genişleterek, farklı pazarlarda Treemec markasını daha görünür hale getirmeyi hedefliyoruz. 2030 hedeflerimize giderken bu konu bizim en önemli stratejik başlıklarımızdan biri olacak.
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularında ne gibi çözümler sunuyorsunuz?
Enerji verimliliği artık sektörümüz için bir tercih değil, zorunluluk. Binaların işletme maliyetlerinin çok önemli bir kısmı iklimlendirme sistemlerinden kaynaklanıyor. Bu nedenle doğru tasarlanmayan veya verimsiz ekipmanlarla kurulan sistemler, yatırımcıya yıllar boyunca ciddi maliyetler oluşturabiliyor.
Treemec olarak, yüksek verimli fanlar, ısı geri kazanım sistemleri, akıllı otomasyon çözümleri, değişken debili sistemler ve düşük enerji tüketimine sahip ekipmanlarla projelerde toplam yaşam döngüsü maliyetini azaltmaya odaklanıyoruz. Biz müşterilerimize sadece ilk yatırım bedelini değil, sistemin yıllar boyunca oluşturacağı enerji tüketimini de düşünerek karar vermelerini öneriyoruz.
Sürdürülebilirlik konusunu yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olarak görüyoruz. Doğru seçilmiş bir cihaz, doğru otomasyon ve doğru bakım yaklaşımı hem karbon ayak izini azaltır hem de işletmeye uzun vadeli kazanç sağlar. Geleceğin rekabetinde enerji verimliliği en önemli belirleyici faktörlerden biri olacak.
Ürün gamınız oldukça geniş. Marka portföyünüz ve mühendislik gücünüz, projelerde nasıl bir rekabet avantajı sağlıyor?
Treemec’in en büyük avantajlarından biri, farklı ürün gruplarında geniş bir çözüm portföyüne sahip olmasıdır. Bir projede klima santralinden fancoil’e, fanlardan damperlere, hava perdelerinden ısıtıcı çözümlerine kadar birçok farklı ekipmana ihtiyaç
duyulabiliyor. Müşterinin bu ürünleri farklı tedarikçilerden yönetmesi çoğu zaman zaman kaybı, koordinasyon zorluğu ve teknik uyumsuzluk riski yaratıyor.
Biz, geniş marka portföyümüz ve mühendislik gücümüz sayesinde müşterilerimize tek noktadan çözüm sunuyoruz. Ancak buradaki değer sadece ürün çeşitliliği değil. Asıl fark, farklı ürün gruplarını aynı proje dili içinde değerlendirebilmek ve doğru teknik çözümü önerebilmektir.
Projelerin tasarım aşamasından tekliflendirmeye, sipariş yönetiminden sahadaki uygulamaya kadar müşterilerimizin yanında oluyoruz. Bu yaklaşım hem proje süreçlerini hızlandırıyor hem de yatırımcı, müteahhit ve mekanik ekipler için güvenli bir çözüm zemini oluşturuyor. Bizim rekabet avantajımız sadece fiyatla değil; teknik destek, hız, güven ve çözüm üretme kabiliyetiyle ortaya çıkıyor.
İhracat stratejiniz ve yurt dışı yapılanmanız hakkında bilgi alabilir miyiz?
İhracat, Treemec’in büyüme stratejisinin merkezinde yer alıyor. Türkiye’deki güçlü mühendislik ve ticaret tecrübemizi yurt dışı pazarlara taşımak istiyoruz. Hollanda’daki yapılanmamız Avrupa pazarı açısından bizim için çok önemli bir adım. Gürcistan ofisimiz ise Kafkasya ve çevre ülkelerde daha etkin olmamızı sağlıyor.
Biz ihracatı yalnızca ürün göndermek olarak görmüyoruz. Gerçek ihracat; bulunduğunuz pazarı anlamak, yerel iş ortakları geliştirmek, servis ve teknik destek altyapısı kurmak ve o pazarda kalıcı güven oluşturmaktır. Bu nedenle yurt dışı yapılanmamızda sadece satışa değil, organizasyonel sürekliliğe de önem veriyoruz.
Türkiye’de sanayi ve ihracat açısından çok büyük bir potansiyel olduğuna inanıyorum. Genç nüfusumuz, üretim kabiliyetimiz, coğrafi konumumuz ve girişimci refleksimiz çok güçlü. Ancak daha fazla katma değer üretmek zorundayız. Sadece ürün satan değil, marka, mühendislik, teknoloji ve servis ihraç eden şirketler oluşturmalıyız. Treemec olarak biz de bu bakış açısıyla hareket ediyoruz.
Son dönemde öne çıkan teknolojik trendler (örneğin akıllı sistemler, otomasyon, dijitalleşme) iş modelinizi nasıl etkiliyor?
Dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ HVAC sektörünü ciddi şekilde dönüştürüyor. Eskiden cihaz seçimi ve sistem yönetimi daha çok manuel süreçlerle ilerlerken, bugün veri odaklı karar alma çok daha önemli hale geldi. Akıllı bina sistemleri, uzaktan izleme, enerji tüketim analizi, arıza tahmini ve otomasyon entegrasyonları artık büyük projelerin doğal bir parçası.
Yapay zekânın sektörümüzde özellikle üç alanda etkili olacağını düşünüyorum. Birincisi, doğru ürün seçimi ve proje optimizasyonu. Büyük veri ve algoritmalar sayesinde proje ihtiyaçlarına göre daha hızlı ve daha doğru ekipman seçimi yapılabilecek. İkincisi, enerji yönetimi. Yapay zekâ destekli sistemler binanın kullanım alışkanlıklarını analiz ederek enerji tüketimini optimize edebilecek. Üçüncüsü ise servis ve bakım. Arıza oluşmadan önce sistemin riskleri tespit etmesi, bakım planlamasını daha verimli hale getirecek.
Treemec olarak biz teknolojiyi sadece ürünlerde değil, kendi iş yapış biçimimizde de kullanmak istiyoruz. Teklif süreçlerinden müşteri ilişkilerine, stok yönetiminden satış sonrası hizmetlere kadar dijitalleşmenin şirketlere ciddi hız ve verimlilik kazandıracağına inanıyoruz. Gelecekte HVAC sektöründe fark yaratacak şirketler, teknik bilgiyi dijital kabiliyetlerle birleştirebilen şirketler olacak.
Servis ve bakım tarafında müşteri memnuniyetini sürdürülebilir kılmak için nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Bizim için satış, iş ilişkisinin sonu değil başlangıcıdır. Bir ürünü teslim ettikten sonra müşterinin ihtiyacı bitmez; tam tersine uzun vadeli memnuniyet o noktadan sonra başlar. Bu nedenle servis ve bakım tarafını Treemec’in en önemli sorumluluk alanlarından biri olarak görüyoruz.
Hızlı teknik destek, yedek parça erişimi, düzenli bakım planlaması ve sahada çözüm üretebilen uzman ekipler müşteri memnuniyetinin temelini oluşturuyor. Müşterilerimiz bir sorun yaşadığında muhatap bulmak, hızlı cevap almak ve doğru yönlendirilmek istiyor. Biz bu güveni sağlamak için çalışıyoruz.
Sürdürülebilir müşteri memnuniyeti için sadece arıza olduğunda müdahale etmek yeterli değil. Projenin başından itibaren doğru ürün seçimi, doğru montaj, doğru devreye alma ve düzenli bakım kültürünün oluşturulması gerekiyor. Bu bütüncül yaklaşım, hem ekipman ömrünü uzatıyor hem de işletme maliyetlerini azaltıyor.
Sizce sektörde sık yapılan hatalar neler ve bu hatalardan kaçınmak için firmalara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Sektörde en sık karşılaştığımız hata, yalnızca fiyat odaklı düşünmek ve insan faktörünü ikinci plana atmaktır.
Oysa şirketleri büyüten şey makineler, binalar veya bilançolar değil; insanların ortaya koyduğu ortak akıldır.
Ben zaman zaman yöneticiler için esprili bir şekilde şunu söylerim: Belki de bazı patronlara, 0-5 yaş arasındaki çocukların aldığı paylaşma eğitimini tekrar vermek gerekiyor. Çünkü çocuklara oyuncaklarını paylaşmaları öğretilirken, bazı yöneticiler büyüdükçe zamanlarını, bilgilerini, tecrübelerini ve hatta başarılarını paylaşmayı unutuyorlar.
Oysa gerçek liderlik; kazancı paylaşabilmek, bilgiyi paylaşabilmek, sorumluluğu paylaşabilmek ve insanların gelişimine yatırım yapabilmektir. Çalışanlarını yalnızca bir maliyet kalemi olarak gören şirketler belirli bir noktaya kadar büyüyebilir. Ancak güçlü ekipler kuran, başarıyı birlikte sahiplenen ve çalışanlarının gelişimine katkı sağlayan liderler çok daha kalıcı olur.
Bugün geriye dönüp baktığımda en büyük başarımızın sattığımız ürünler değil, birlikte büyüdüğümüz insanlar olduğunu düşünüyorum. Çünkü güçlü şirketlerin temelinde güçlü ekipler vardır. Firmalara tavsiyem; sadece ürün, fiyat ve ciro değil, insan, kültür ve güven konularına da yatırım yapmalarıdır.
Treemec’i önümüzdeki 5 yıl içinde ve 2030 vizyonunda global iklimlendirme sektöründe nasıl bir konumda görüyorsunuz?
Önümüzdeki 5 yılda Treemec’in yalnızca daha fazla ülkeye satış yapan bir şirket olmasını değil, sektörün düşünce liderlerinden biri haline gelmesini hedefliyorum. Bizim hedefimiz ciro büyütmekten daha büyük. İnsan yetiştiren, genç mühendisleri destekleyen, çalışanlarının hayatına dokunan ve bulunduğu pazarlarda güven oluşturan bir kurum olmak istiyoruz.
2030 vizyonumuzda Treemec’i Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere birçok pazarda aktif, kendi markalı ürünlerini geliştiren, mühendislik gücüyle anılan ve dijitalleşmeyi iş modelinin merkezine koymuş uluslararası bir şirket olarak görüyorum.
Bugün birçok şirket büyümeyi yalnızca finansal tablolar üzerinden ölçüyor. Ben ise gerçek büyümenin insanların gelişimiyle ölçüldüğüne inanıyorum. Eğer bir şirket kurucusundan bağımsız şekilde ayakta kalabiliyor, yöneticiler yetiştirebiliyor ve çalışanlarına yeni fırsatlar sunabiliyorsa gerçek anlamda başarılıdır.
İklimlendirme sektörünün geleceği; verimlilik, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve güven üzerine kurulacak. Treemec olarak biz bu dönüşümün takipçisi değil, öncüsü olmak istiyoruz. Ancak bundan daha önemlisi, insanların çalışmaktan gurur duyduğu, müşterilerin güvenle tercih ettiği ve iş ortaklarının uzun vadeli yol arkadaşı olarak gördüğü bir kurum olarak kalmak istiyoruz.

