NKT Nem Kontrol Teknolojileri Genel Müdürü Murat İnce: “Nem kontrolünü bütüncül bir mühendislik süreci olarak ele alıyoruz”
HVAC 360 Haber Portalı olarak, NKT Nem Kontrol Teknolojileri Genel Müdürü Murat İnce ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide, endüstriyel tesislerde doğru nem kontrolünün üretim süreçlerine etkisini, NKT Müşteri Portalı’nı, Türkiye temsilciliğini yürüttükleri TFT, Neptronic ve Microwell markalarının teknolojik avantajlarını, dijital izleme çözümlerini ve nem kontrol teknolojilerindeki yeni eğilimleri konuştuk.
NKT Nem Kontrol Teknolojileri’nin kuruluş hikâyesini ve bugün ulaştığı noktayı anlatabilir misiniz?
NKT Nem Kontrol Teknolojileri, endüstriyel tesislerde nem kontrolünün sadece bir cihaz üzerinden değil, genel mühendislik yaklaşımı gerektiren bütünsel bir süreç olduğu düşüncesiyle kuruldu. Amacımız, müşterilerimize ürün tedarik etmenin ötesinde, ihtiyaç analizinden projelendirmeye, devreye almadan bakım ve teknik servise kadar uçtan uca çözümler sunmaktı.
Bugün ilaç, gıda, savunma, otomotiv, cam, plastik ve kimya gibi farklı sektörlerin yanı sıra yüzme havuzları ve depolama hizmetleri ve bir kısım evsel kullanım alanlarında da faaliyet gösteriyoruz. Temsilciliğini yürüttüğümüz ve İtalya, Kanada ve Slovakya menşeili uluslararası markaların teknolojilerini yerel mühendislik ve servis kabiliyetimizle buluşturuyoruz. Bunun yanında yapay zeka tabanlı dijital izleme çözümlerimizle nem kontrolünü ölçülebilir, ön görülebilir, takip edilebilir ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyoruz.
Endüstriyel tesislerde nem kontrolü neden kritik bir süreçtir? Yanlış nem seviyeleri üretim süreçlerini nasıl etkiliyor?
Nem, üretim ortamlarında çoğu zaman görünmeyen ancak ürün kalitesi, üretim sürekliliği ve enerji tüketimi üzerinde doğrudan etkili olan bir parametredir. Kontrolsüz nem yoğuşmaya, korozyona, statik elektrik oluşumuna, ürünlerin nem çekmesine, yapışma ve kaplama problemlerine, kuruma sürelerinin değişmesine ve mikrobiyolojik risklerin artmasına neden olabilir.
Özellikle higroskopik ürünlerin bulunduğu proseslerde ortam nemindeki küçük değişimler dahi ürünün ağırlığını, yapısını, akışkanlığını veya raf ömrünü etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca bağıl nem değerine değil; sıcaklık, mutlak nem ve çiy noktası gibi parametrelere birlikte bakılması gerekir. Doğru nem kontrolü, kalite standardının korunmasının yanı sıra firelerin, duruşların ve gereksiz enerji tüketiminin azaltılmasını sağlar.
Türkiye’de işletmeler nem kontrolü konusunda en çok hangi hataları yapıyor? Bu hataların maliyeti nedir?
Nem kontrolü, kendi içerisinde iki temel başlık altında ele alınması gereken hassas bir mühendislik alanıdır. Bu başlıklar: nem alma ve nemlendirme olarak ayrılabilir. Her iki uygulama da prosesin yapısına, hedeflenen ortam koşullarına ve sektörel gerekliliklere göre farklı teknik yaklaşımlar gerektirir. Bu nedenle doğru çözümün belirlenmesi, yalnızca ekipman bilgisine değil, farklı proseslerde uzun yıllar içerisinde kazanılmış saha tecrübesine de dayanır.
Türkiye’de en sık karşılaştığımız hatalardan biri, proses detaylarına tam olarak vakıf olmadan seçilen cihazların yarattığı problemlerdir. Çünkü nem kontrolünün standart bir cihaz seçimi olarak değerlendirilmesi ve sistem kapasitesinin yalnızca ortam hacmine göre belirlenmesi kısa, orta ve uzun vadede farklı olumsuz sonuçlar doğurabilir. Taze hava miktarı, kapı açılmaları, bina sızdırmazlığı, çalışan sayısı, ürün ve proses kaynaklı nem yükleri, ortam sıcaklığı, hedeflenen çiy noktası, müşterinin enerji altyapısı ve alternatif enerji kaynakları ile cihaz konumlandırması gibi birçok parametrenin birlikte analiz edilmesi gerekir.
Bunun yanında yanlış teknolojinin tercih edilmesi, bağıl nemin sıcaklıktan bağımsız değerlendirilmesi, doğru karakteristiğe sahip olmayan sensörlerin hatalı konumlandırılması, hava dağıtımının doğru tasarlanmaması, otomasyon senaryolarının eksik oluşturulması ve periyodik bakımın ihmal edilmesi de sık karşılaşılan sorunlar arasındadır.
Bu hataların maliyeti yalnızca yüksek enerji tüketimiyle sınırlı değildir. Ürün kayıpları, kalite sapmaları, üretim duruşları, korozyon, yoğuşma, müşteri şikayetleri ve gereğinden büyük ya da yetersiz kapasitede sistem yatırımları işletmeler açısından çok daha ciddi maliyetler oluşturabilir. Doğru mühendislik çalışması, ilk yatırım aşamasında ilave bir maliyet gibi görünse de sistemin kullanım ömrü boyunca enerji, bakım ve üretim kayıplarının azaltılmasıyla önemli bir ekonomik avantaj sağlar.
Silikajel rotorlu nem alma cihazları ile mekanik (yoğuşmalı) nem alma cihazları arasındaki temel farklar nelerdir? Hangi uygulamalarda hangi teknoloji tercih edilmelidir?
Bu iki teknolojiyi yalnızca çalışma prensipleri üzerinden değil, verimli oldukları sıcaklık ve bağıl nem aralıkları açısından da değerlendirmek gerekir. Aşağıdaki grafik, silikajel rotorlu ve mekanik nem alma sistemlerinin genel çalışma ve verimlilik bölgelerini karşılaştırmalı olarak göstermektedir.

Grafikte görüldüğü üzere, düşük sıcaklıklarda ve düşük nem seviyelerinde silikajel rotorlu sistemler öne çıkarken, daha yüksek sıcaklık ve bağıl nem koşullarında mekanik nem alma sistemleri daha verimli bir seçenek olabilmektedir. Yoğuşmalı nem alma cihazları, havayı çiy noktası sıcaklığının altına kadar soğutarak içerisindeki nemi yoğuşturur. Bu teknoloji, özellikle sıcaklığın ve nem yükünün nispeten yüksek olduğu yüzme havuzları, depolar, arşivler ve konfor uygulamalarında verimli sonuçlar verir.

Silikajel rotorlu sistemlerde ise nem, adsorpsiyon yöntemiyle rotor üzerinde tutulur ve ayrı bir reaktivasyon hava akımıyla sistemden uzaklaştırılır. Bu cihazlar düşük sıcaklıklarda çalışabilir ve çok düşük çiy noktalarına ulaşabilir. Bu nedenle ilaç üretimi, batarya üretimi, savunma sanayi, soğuk odalar, gıda prosesleri ve hassas kurutma uygulamalarında tercih edilir.

Teknoloji seçimi yalnızca hedef bağıl neme göre yapılmamalıdır. Proses sıcaklığı, çiy noktası ihtiyacı, taze hava miktarı, mevcut enerji kaynakları ve işletme maliyetleri birlikte değerlendirilmelidir. Bazı projelerde yoğuşmalı ve rotorlu teknolojilerin birlikte kullanıldığı hibrit çözümler en verimli sonucu sağlar.
İlaç, gıda, savunma sanayi, otomotiv, cam, plastik ve kimya gibi farklı sektörlerin nem kontrolü ihtiyaçları birbirinden nasıl ayrışıyor?
Her sektörün nem kontrolünden beklentisi farklıdır. İlaç sektöründe ürün stabilitesi, validasyon gereklilikleri ve üretim koşullarının tekrarlanabilirliği ön plandadır. Gıda sektöründe ise ürünün yapısı, raf ömrü, mikrobiyolojik riskler ve yoğuşmanın önlenmesi önem kazanır.
Savunma sanayinde elektronik bileşenlerin, mühimmatın ve hassas malzemelerin korozyondan ve nem etkisinden korunması gerekir. Otomotiv sektöründe boya, yapıştırma, kompozit üretimi ve hassas montaj prosesleri belirleyici olur. Cam sektöründe kaplama kalitesi ve yoğuşmanın önlenmesi; plastik sektöründe higroskopik hammaddelerin nem çekmesinin engellenmesi öne çıkar.
Kimya sektöründe ise ürün özelliklerinin korunmasının yanı sıra korozyon, proses güvenliği ve üretim kararlılığı önemlidir. Bu nedenle standart bir çözümü her sektöre uygulamak yerine, prosesin gerçek ihtiyacına göre özel sistem tasarlamak gerekir.
NKT Nem Kontrol Teknolojileri olarak, bir tesis için doğru nem kontrol çözümünü belirlerken hangi kriterleri dikkate alıyorsunuz?
Çalışmalarımıza öncelikle prosesin gerçek ihtiyacını ve ortamın nem dengesini anlayarak başlıyoruz. Çünkü nem kontrolünü yalnızca nem alma olarak değil, gerektiğinde nem alma ve nemlendirme sistemlerinin birlikte değerlendirildiği bütüncül bir mühendislik süreci olarak ele alıyoruz. Hedeflenen sıcaklık, bağıl nem ve çiy noktası değerlerinin yanı sıra ürünün veya prosesin neme karşı hassasiyetini, kabul edilebilir toleransları ve bu koşulların yıl boyunca ne kadar kararlı tutulması gerektiğini belirliyoruz.
Sonrasında ortam hacmi, taze hava miktarı, kapı açılmaları, çalışan sayısı, bina sızdırmazlığı, ürün ve proses kaynaklı nem yükleri ile mevcut iklimlendirme sistemini inceliyoruz. Nemlendirme ihtiyacı bulunan uygulamalarda ise hava debisi, kanal ölçüleri, hava hızı, buharın absorpsiyon mesafesi, su kalitesi, drenaj koşulları, hijyen gereklilikleri ve yüksek nem limit kontrolü gibi ilave kriterleri değerlendiriyoruz. Böylece yalnızca kapasitesi uygun bir cihaz değil, hava sistemiyle doğru şekilde çalışan ve homojen nem dağılımı sağlayan bir çözüm tasarlıyoruz.
Elektrik, sıcak su, buhar veya doğal gaz gibi tesiste mevcut enerji kaynakları da sistem teknolojisinin ve cihaz konfigürasyonunun belirlenmesinde önemli rol oynuyor. Nem alma tarafında mekanik, silikajel rotorlu veya hibrit sistemleri; nemlendirme tarafında ise rezistanslı nemlendirici, buhardan buhara eşanjörlü nemlendirici ya da uygulamaya uygun diğer nemlendirme teknolojilerini proses koşullarına göre değerlendiriyoruz.
Karar verirken yalnızca ilk yatırım maliyetine değil, enerji ve su tüketimi, bakım ihtiyacı, hijyen, yedek parça erişimi, otomasyon entegrasyonu, kontrol hassasiyeti ve sistemin kullanım ömrü boyunca oluşturacağı toplam maliyete bakıyoruz. Amacımız en büyük veya en yüksek kapasiteli cihazı seçmek değil; tesisin ihtiyaç duyduğu nem seviyesini her mevsimde güvenilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir biçimde sağlayan, topyekun bir nem kontrol sistemi tasarlamaktır.
Türkiye temsilciliğini yürüttüğünüz TFT, Neptronic ve Microwell markalarının teknolojik avantajları nelerdir? Bu iş birlikleri müşterilerinize ne gibi kazanımlar sağlıyor?
TFT – İtalya, endüstriyel nem alma alanında oldukça geniş bir ürün gamına ve yüksek mühendislik esnekliğine sahip bir üreticidir. Ürün portföyü; 200, 300 ve 400 mm rotor kalınlıklarına sahip silikajel rotorlu sistemlerden kompakt ve tekerlekli mobil cihazlara, yüksek kapasiteli endüstriyel adsorpsiyon sistemlerinden mekanik, yani yoğuşmalı nem alma cihazlarına kadar uzanmaktadır. TFT’nin güncel ürün gamında düşük kapasiteli kompakt cihazların yanı sıra 25.000 m³/h proses hava debisine ulaşan endüstriyel rotorlu sistemler ile sabit veya taşınabilir kullanıma uygun yoğuşmalı modeller bulunmaktadır.
Cihazların proses koşullarına göre ön soğutma, son soğutma, ısıtma, ısı geri kazanımı ve düşük çiy noktası purge modülü gibi farklı seçeneklerle yapılandırılabilmesi önemli bir avantajdır. Reaktivasyon enerjisinin elektrik, buhar, sıcak su veya farklı enerji kaynaklarından sağlanabilmesi de sistemlerin tesisin mevcut altyapısına, enerji olanaklarına ve proses hedeflerine göre özel olarak tasarlanmasına imkân verir.
Neptronic – Kanada ise nem kontrolünün diğer önemli ayağı olan nemlendirme alanında kapsamlı çözümler sunmaktadır. Elektrik rezistanslı buharlı nemlendiricilerden doğalgaz brülörlü ve buhardan buhara sistemlere, doğrudan buhar dağıtımından adyabatik nemlendirme çözümlerine kadar farklı teknolojilerle geniş bir uygulama alanına hitap ediyor. Hassas modülasyon kabiliyeti, karakteristik sensörleri ve yüksek limit kontrolü, su ve enerji yönetimi ile BACnet ve Modbus üzerinden bina otomasyon sistemlerine entegrasyon özellikleri, özellikle kararlı ve hassas nem kontrolü gerektiren proseslerde önemli kazanımlar sağlıyor.
Slovakya merkezli Microwell ise özellikle kapalı yüzme havuzları, SPA ve wellness alanlarına yönelik nem alma çözümleriyle ürün portföyümüzü tamamlıyor. DRY serisi havuz tipi nem alma cihazları, teknik performansın yanında mimari ve dekoratif beklentileri de dikkate alan tasarımlarıyla öne çıkıyor. Wi-Fi bağlantısı sayesinde mobil uygulama üzerinden kontrol ve dijital altyapısı sayesinde kullanıcılar için nem değerlerini uzaktan takip edebilebilir ve sistem ayarlarını yönetebillir opsiyonlar sunmaktadır. Ayrıca RS-485 Modbus bağlantısı merkezi otomasyon sistemlerine entegrasyon sağlıyor. microLIGHT+ teknolojisi ise ortam nem seviyesini farklı LED renkleriyle görsel olarak kullanıcıya aktararak cihazı yalnızca teknik bir ekipman olmaktan çıkarıp bulunduğu mekanın bir parçası haline getiriyor.
Bu üç güçlü iş birliği sayesinde NKT olarak endüstriyel nem alma, hassas nemlendirme ve yüzme havuzu nem kontrolünü tek bir mühendislik çatısı altında ele alabiliyoruz. Küçük kapasiteli ve mobil uygulamalardan yüksek kapasiteli proses sistemlerine, düşük çiy noktası gerektiren endüstriyel projelerden dekoratif havuz tipi çözümlere kadar uzanan bu kapsam, NKT’yi Türkiye’de nem kontrolü alanında en geniş ürün ve teknoloji yelpazelerinden birine sahip uzman şirketlerden biri haline getiriyor.
Endüstriyel nem alma sistemlerinde bakım ve servis hizmetleri neden önemlidir? Periyodik bakım yapılmaması ne gibi sorunlara yol açabilir?
Nem kontrol sistemlerinin performansı yalnızca ana cihazın çalışmasına değil, sistemi oluşturan tüm mekanik, elektriksel ve otomasyon bileşenlerinin birbiriyle uyumlu biçimde çalışmasına bağlıdır. Bu nedenle bakım süreçlerini yalnızca nem alma cihazları açısından değil, nemlendirme sistemlerini de kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz.
Nem alma sistemlerinde filtreler, fanlar, rotor contaları, kayışlar, motorlar, reaktivasyon ısıtıcıları, soğutma devresi, sensörler ve otomasyon ekipmanları düzenli olarak kontrol edilmelidir. Kirlenen filtreler hava debisini düşürerek kapasite kaybına ve enerji tüketiminin artmasına yol açabilir. Rotor contalarındaki kaçaklar, soğutma devresindeki performans düşüşleri veya hatalı sensör okumaları ise sistemin hedeflenen nem koşullarını sağlayamamasına neden olabilir.
Nemlendirme sistemlerinde de su kalitesi, buhar haznesi, rezistanslar, dolum ve drenaj vanaları, pompalar, buhar hortumları, dağıtım elemanları, yoğuşma drenajı, sensörler ve yüksek limit kontrolleri kritik öneme sahiptir. Düzenli bakım yapılmadığında kireçlenme, kapasite düşüşü, düzensiz buhar üretimi, su taşınması, kanal içinde yoğuşma ve hijyen riski gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Özellikle sensör ve yüksek limit higrostatlarının doğru çalışmaması, ortamın gereğinden fazla nemlendirilmesine ve tesis içinde yoğuşma oluşmasına yol açabilir.
Periyodik bakımın amacı yalnızca arızalanan parçayı değiştirmek değildir. Kapasite ve verim kaybını erken aşamada tespit etmek, enerji ve su tüketimini kontrol altında tutmak, sensör doğruluğunu korumak ve üretimin beklenmedik şekilde durmasını önlemektir. Bu nedenle servis hizmetini cihaz satışından bağımsız bir faaliyet olarak değil, nem kontrol sisteminin tüm yaşam döngüsünün ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyoruz.
Dijitalleşme, otomasyon ve uzaktan izleme teknolojilerinin nem kontrol sistemleri için önemini paylaşabilir misiniz?
Nem kontrolünde yalnızca cihazın çalışıp çalışmadığını veya anlık sıcaklık ve bağıl nem değerlerini görmek artık yeterli değildir. Proses koşullarının zaman içindeki değişimini, cihazın gerçek nem alma kapasitesini, çalışma sürelerini, enerji tüketimini, kontrol parametrelerini ve alarm geçmişini birlikte değerlendirmek gerekir. NKT olarak bu nedenle kendimizi yalnızca cihaz tedarik eden bir firma olarak değil, cihazın tüm yaşam döngüsü boyunca müşterisine veri, dokümantasyon ve teknik destek sağlayan bir teknoloji ortağı olarak konumlandırıyoruz.
Sahada edindiğimiz deneyimler bize dijitalleşmenin öncelikle servis ve dokümantasyon yönetimi tarafında başlaması gerektiğini gösterdi. Cihazlar devreye alındıktan sonra işletme personelinin değişmesi, sorumlu kişilerin e-posta adreslerinin güncellenmesi, basılı dokümanların kaybolması veya geçmiş servis kayıtlarına ulaşılamaması gibi sorunlarla sıkça karşılaşılıyor. Bu ihtiyaçtan hareketle NKT Müşteri Portalı’nı oluşturduk.
Müşterilerimiz bu portal üzerinden kullandıkları cihazlara ait elektrik şemalarına, CE belgelerine, kullanım ve bakım kılavuzlarına, devreye alma kayıtlarına, servis formlarına ve saha görsellerine tek bir merkezden ulaşabiliyor. Böylece teknik bilgiler belirli bir çalışanın bilgisayarında veya basılı bir dosyada kalmıyor; işletmenin kurumsal hafızasının bir parçası haline geliyor. Personel değişse dahi cihazın geçmişine, yapılan müdahalelere ve güncel teknik dokümanlarına erişim devam ediyor.
Dijitalleşmenin ikinci aşamasını ise NKT Climate Track çözümümüz oluşturuyor. Üç farklı izleme paketiyle sunduğumuz bu sistem sayesinde özellikle nem alma cihazlarının ve çalıştıkları proseslerin 7 gün 24 saat takip edilmesini amaçlıyoruz. İlk seviyede cihazın bulunduğu ortamın sıcaklık ve bağıl nem değerleri izlenerek proses koşullarının hedeflenen toleranslar içinde kalıp kalmadığı kayıt altına alınıyor. Böylece yalnızca anlık değerler değil, günlük, haftalık ve mevsimsel değişimler de trend grafikleri üzerinden değerlendirilebiliyor.

Daha ileri seviyede cihazın proses hava giriş ve çıkış noktalarındaki sıcaklık ve nem değerleri ölçülüyor. Bu verilerden mutlak nem değerleri hesaplanıyor ve hava debisiyle birlikte değerlendirilerek cihazın havadan uzaklaştırdığı gerçek nem miktarı, yani yaklaşık nem alma kapasitesi kg/h cinsinden takip edilebiliyor. Sisteme entegre edilen enerji analizörü ise cihazın elektrik tüketimini gerçek zamanlı olarak ölçüyor. Böylece yalnızca cihazın ne kadar enerji harcadığını değil, uzaklaştırılan her kilogram su için tüketilen enerjiyi de kWh/kg cinsinden hesaplayabiliyoruz. Bu veri, cihazın enerji performansının zaman içerisinde karşılaştırılması ve kapasite kayıplarının erken fark edilmesi açısından son derece değerlidir.
En kapsamlı pakette ise cihazın Modbus üzerinden erişilebilen çalışma verileri gerçek zamanlı olarak toplanıyor. Fan frekansları, motor akımları, filtre fark basınçları, sıcaklık değerleri, ısıtıcı çalışma oranları, vana pozisyonları, çalışma saatleri, set değerleri ve alarm kayıtları gibi parametreler birlikte analiz ediliyor. Buradaki hedefimiz, klasik periyodik bakım yaklaşımının ötesine geçerek kestirimci bakım, yani predictive maintenance hizmeti sunmaktır.
Örneğin bir filtre tıkanıklığı henüz alarm seviyesine ulaşmadan önce fark basıncı 90 Pa’dan 110 Pa’a, ardından 150 Pa’a doğru yükseliyor olabilir. Aynı dönemde fan motorunun çektiği akım artabilir veya sistem hedeflenen hava debisini koruyabilmek için inverter frekansını yükseltebilir. Bu parametreler tek tek incelendiğinde normal işletme değişiklikleri gibi görünebilir. Ancak sistem bunları birlikte ve zaman ekseninde değerlendirdiğinde belirli bir arıza veya performans kaybı örüntüsünün geliştiğini anlayabilir. Böylece kullanıcıya filtre alarmı oluştuktan sonra değil, tıkanıklık eğilimi ortaya çıkmaya başladığında bakım önerisi sunulabilir.
Benzer şekilde rotor performansındaki düşüşler, reaktivasyon sıcaklığındaki sapmalar, fan veya motor yükündeki değişimler ve cihazın aynı ortam koşullarını sağlamak için giderek daha uzun süre çalışması da erken aşamada tespit edilebilir. Bu yaklaşım plansız duruşların azaltılmasına, bakım faaliyetlerinin gerçek ihtiyaca göre planlanmasına ve ekipman ömrünün uzatılmasına katkı sağlar.
Climate Track’in bizim açımızdan bir diğer önemli kazanımı ise uygulamaya dayalı mühendislik verisi oluşturmasıdır. Farklı sektörlerde, farklı şehirlerde ve farklı iklim koşullarında çalışan cihazlardan elde edilen ölçüm verileri sayesinde Türkiye şartlarında hangi prosesin ne kadar kuru havaya ihtiyaç duyduğunu, gerçek nem yüklerinin nasıl değiştiğini ve bu koşulların enerji maliyetine nasıl yansıdığını daha hassas biçimde analiz edebiliyoruz. Böylece gelecekte yapılacak cihaz seçimlerini yalnızca teorik hesaplara değil, sahadan elde edilmiş ölçülebilir ve karşılaştırılabilir verilere de dayandırabiliyoruz.
NKT olarak dijitalleşmeyi yalnızca uzaktan ekrana bağlanmak şeklinde değerlendirmiyoruz. Amacımız teknik dokümantasyonu, servis geçmişini, proses koşullarını, cihaz kapasitesini ve enerji performansını tek bir dijital ekosistemde bir araya getirmek. Böylece nem kontrolünü cihaz odaklı bir uygulamadan çıkararak ölçülen, raporlanan, analiz edilen ve sürekli geliştirilen bütüncül bir performans yönetimi sürecine dönüştürüyoruz.
Önümüzdeki dönemde nem kontrol teknolojilerinde hangi yeniliklerin öne çıkacağını öngörüyorsunuz? NKT Nem Kontrol Teknolojileri’nin bu alandaki hedefleri nelerdir?
Önümüzdeki dönemde nem kontrol sektöründeki en önemli dönüşümün, cihaz merkezli yaklaşımdan veri ve performans merkezli hizmet modellerine geçiş olacağını düşünüyoruz. Enerji verimliliği, ısı geri kazanımı, değişken kapasiteli kontrol sistemleri, düşük çevresel etkiye sahip soğutucu akışkanlar ve hibrit çözümler önemini artırmaya devam edecek. Ancak asıl değişimin, sahadan toplanan uygulama bazlı verilerin doğru analiz edilmesiyle gerçekleşeceğine inanıyoruz.
Bugün birçok işletme prosesinde ihtiyaç duyduğu kuru veya nemlendirilmiş hava miktarını tam olarak bilmiyor. Cihaz seçimleri çoğunlukla teorik hesaplara, tasarım kabullerine ve emniyet katsayılarına dayanıyor. Farklı sektörlerden ve iklim bölgelerinden yeterli saha verisi toplandığında ise belirli bir prosesin hangi mevsimde, hangi çalışma koşullarında ve kaç metreküp/saat kuru havaya ihtiyaç duyduğu çok daha kesin biçimde belirlenebilecek. Aynı şekilde bu kuru havanın üretim maliyeti, enerji tüketimi ve proses üzerindeki gerçek etkisi de ölçülebilir hâle gelecek.
Bu nedenle orta ve uzun vadede cihaz satışının kademeli olarak geri planda kalacağını; müşterilerin belirli bir cihaz kapasitesi satın almak yerine ihtiyaç duydukları proses sonucunu talep edeceğini öngörüyoruz. Gelecekte işletmeler, örneğin bir nem alma cihazı satın almak yerine yıllık belirli miktarda veya sürekli 100.000 m³/h kuru hava üretim kapasitesi üzerinden performans sözleşmeleri yapabilir. Benzer şekilde nemlendirme uygulamalarında da satın alınan şey cihazdan çok, belirlenen toleranslar içerisinde ve doğrulanabilir şekilde sağlanan nemlendirilmiş hava hizmeti olabilir.
Bu modelde müşterinin temel beklentisi cihazın markası veya nominal kapasitesinden önce; ihtiyaç duyduğu hava şartlarının sürekliliği, enerji maliyeti, sistem kullanılabilirliği ve proses performansı olacaktır. Böylece nem kontrolü bir ekipman yatırımı olmaktan çıkarak ölçülebilir, raporlanabilir ve hizmet seviyesiyle güvence altına alınmış bir proses girdisine dönüşecektir.
NKT olarak bu dönüşümün altyapısını bugünden oluşturmaya başladık. App Store ve Google Play üzerinden erişilebilen uygulamalarımıza tanımlanan müşterilerimizin cihazlarından aldığımız çalışma, ortam ve enerji verilerini işliyor; elde edilen analizleri yeniden müşterilerimizin kullanımına sunuyoruz. Amacımız yalnızca geçmiş verileri göstermek değil, cihazın davranışını anlamlandırarak gelecekte oluşabilecek performans kayıpları ve arıza riskleri hakkında öngörü geliştirmektir.
Yeterli ve nitelikli veri biriktiğinde müşterilerimizin mobil uygulama üzerinden cihazlarıyla doğal bir iletişim kurabilmesini hedefliyoruz. Kullanıcı, cihazına neden daha fazla enerji tükettiğini, kapasitesinin neden düştüğünü veya hangi bakım işleminin yaklaştığını sorabilecek; sistem de sensör, enerji ve Modbus verilerini birlikte analiz ederek anlaşılır yanıtlar sunabilecektir. Geliştirdiğimiz yapının, uygun veri kalitesi ve çalışma geçmişi oluştuğunda önümüzdeki 15 günlük dönemde ortaya çıkabilecek arıza ve performans risklerini değerlendirebilmesini amaçlıyoruz.
Bu yaklaşım, bakım faaliyetlerinin sabit takvimlere göre değil, cihazın gerçek çalışma koşullarına ve sağlık durumuna göre planlanmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda yıllar içerisinde oluşacak saha verisi; hangi sektörde ne kadar kuru hava gerektiğini, farklı Türkiye iklim koşullarının sistem kapasitesini nasıl etkilediğini ve üretilen kuru havanın gerçek enerji maliyetini daha kesin şekilde hesaplamamıza imkân verecektir.
NKT olarak hedefimiz yalnızca bugünün cihaz ihtiyacına cevap vermek değil; yarının performans, veri ve hizmet odaklı müşteri beklentilerine hazırlanmak. Uluslararası nem alma ve nemlendirme teknolojilerini yerel mühendislik tecrübemiz, dijital servis altyapımız ve yapay zekâ destekli analiz sistemlerimizle bir araya getirerek nem kontrolünü cihaz satışının ötesine taşımak istiyoruz. Uzun vadede müşterilerimizin ekipman değil, güvenilir ve ölçülebilir nem kontrol performansı satın aldığı bir yapının öncü şirketlerinden biri olmayı hedefliyoruz.

